Bilmeyenler coğrafya derslerinden hatırlayabilirler. Çukurova’ya özgüdür Huğ evler. Şimdilerde çok nadir görülen bu yapılar, eskilerin vazgeçilmezleri arasındaymış. Unutulmasının önüne geçmek ve tarihin yaşatılması için Osmaniyeli Celal Düzler doğup büyüdüğü huğ evi müzeye çevirmiş. Fotoğrafta kullandığımız görselde ona ait. Anavarza Antik Kenti yakınındaki Tozlu köyünde yaşayan Düzler, ayrıca unutulmaya yüz tutmuş  radyo, kara saban, ahize, bakır ev gereçleri, testiler, dokumacılıkta ve kalaycılıkta kullanılan aletler gibi eşyalardan oluşan 500 civarı objeyi de müzede sergiliyor. Huğ evlerin nasıl yapıldığını ise Yaşar Kemal, Binboğalar Efsanesi adlı kitabında kaleme almış. Türkmenlerin, Çukurova yerlilerinden öğrendiği Huğ evlerini nasıl yaptıklarını anlatıyor:

“Evlerini Çukurovada çok bol olan cilpirti çalılarından, kamışlardan, sazlardan yapıyorlardı. Uzun cilpirti çalılarını kesiyorlar, ağıl örter gibi örüyorlar evlerin duvarlarını, sonra çamurla sıvıyorlardı. Bu evlere bir kapı, kapının her iki yanına taka dedikleri küçük pencereler yapıyorlardı. Çit duvarın üstüne ön kamışları döşüyorlar, bağlıyorlardı gene sazlarla. Köyler birer ot yığınıydı. Bu saz evlere “huğ” dediler. Çukurovanın eski yerlileri de bu evlere bu adı veriyorlardı. Onlardan öğrenmişlerdi.”

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.