Ah… Ah.. Fotoğraflara bakınca memleket koktu buralar!
Sabahın çok erken saatlerinde, güneşin doğumundan önce başlar koşuşturma. Bazen geceden hazırlanır hamur bazen sabahın o erken saatlerinde… Çalı çırpı ile odunların yanması sağlanır ve ateş istenen kıvama gelince sac üzerine yerleştirilir. Ve başlar telaşların en onurlusu ekmek yapımı için…
İncecik açılır oklavayla hamurlar ve hemen yandaki sacın üzerine usta ellerin pratikliğiyle bırakılıverilir. Bazen izlerken hayran olursunuz o usta ellere… Sen ateşe dahi korkarak elini uzatırken o usta eller bana mısın demeden kolaylıkla sacın üzerinde ateşle dans eder adeta. Ekmeğin pişmeyen yerlerini kontrol eder, bazen oklavasız hızlıca çeviriverir ya da hamur kalıp kalkan yerlere korkmadan bastırıverir…
Birbirine ardına açılan hamurlar ile hamur azalmaya başlarken ve örtünün üzerine bırakılan ekmekler hızla yükseliverir… Etrafa yayılan o mis kokusu da cabası… Hamurun bir kısmı ile artık o an evde ne varsa iç hazırlanır ve börek yapımına başlanır. Bu esnada yine o usta ellere hayran olmamak imkansızdır. Adeta hassas terazi gibidir o eller, her böreğin boyu aynıdır ve aynı oranda iç koyulur. Soğumasın diye örtünün altına konur ve işler bitmeye yakın çay koyulur bir yerde. Çayla birlikte biter hamur ve hazırdır yufka ekmekler, börekler…
Dünyanın neresine giderseniz gidin asla aynı lezzeti ve keyfi vermeyecek bir kahvaltı sofrası karşınızdadır. Hasretle, özlemle…
Selam olsun o güzelim çalışkan Çukurova kadınlarına!
*Fotoğraflar için Sayın Osman Köse’ye teşekkürlerimizle…

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.